|
Mardin
şehir olarak 1100 rakımlı Yüksek bir tepenin
yamacına tesbih tanesi gibi dizilmiştir.Eski
zamanlarda düşmanlardan korunmak için genellikle
şehirler aşılması zor ve suya yakın yerlere
kurulurdu. Mardin bu açıdan çok önemli bir yere
kuruldu çünkü her taraftan çıkan yeraltı
sularına bir de tepenin yüksekliği eklenince tam
bir korunma sağlandı. Bu tepe üç surla çevrildi
ki aşılması daha da zor olsun dünyada belki de
zapt edilmesi en zor kalelerden biri de Mardin
kalesidir.Şehrin çevresi bir surla çevrildi yani
kalenin dışına ve şu anda o surlardan çok azı
kaldı yeni yoldan bakıldığı zaman hala ayakta
kalan yerler mevcuttur.İkinci duvar kalenin
dibine kuruldu kalıntıları hala duruyor.En son
ve aşılması imkansız surlar ise kalenin üstüne
tam kayalıkların ucuna kuruldu hala kalenin
üstünde ayakta duran kısımları mevcuttur.yüz
yıllarca her türlü düşman ve hava muhalefetine
direndi bu surlar ve şehir halkını korudu
kalenin bir tek girişi mevcuttur o da kalenin
ovaya bakan kısmından şu ana kadar ancak kaleye
bir tek yeni giriş açıldı buldozerler ve her
türlü teknolojiyle açılabildi ki bir sürü
zorlukla karşılaşıldı.
Mardin'in şu an
ki konumu kalenin yamacına birbirine yapışık
daracık sokaklı evlerden oluşmuştur.Evler
birbirine öyle yapışık ki bir damdan diğerine
atlamak o kadar zor değildir.Tüm evler kesme
taşlardan örülmüş genç kızların elinden çıkmış
dantel gibi duruyor.Dünyada Mardin gibi kilise
ve caminin birbirine yakın durduğu başka bir
şehir bulamazsınız ve yüz yıllardır bu farklı
dinler,diller birbiriyle öyle uyum içinde ki hiç
bir sorun yaşanmadı bu şehirde ve yaşanacağını
hiç sanmıyorum .
Kimisi Mardin
için gündüz mezarlık gece ise gerdanlık tabirini
kullanmıştır ama kesinlikle yanlış bir yargı
çünkü Mardin hem gündüz hem de gece bir gelinin
boynundaki pırlanta bir gerdanlıktır.Gündüz
kalenin altında oturup ayaklarınızın dibine
serilmiş bir tarih ve olanca büyüklüğüyle
Mezopotamya ovasını seyre daldığınızda Mardin'in
güzelliğini anlayacaksınız.Gece ise aynı yerden
baktığınızda yine ovadaki köy ışıklarını
denizdeki gemi ışıkları gibi ayaklarınızın
altında ve üste baktığınızda olanca muhteşemliği
ile ışıklandırılmış Mardin kalesini bulacak
kendinizden geçecek manzaranın güzelliği ile
mest olacaksınız.Baharda Mezopotamya ovası
yeşil bir deniz yazın ise altın sarısı bir renge
bürünür ve ayaklarınızın dibinde size gülümser.
Tarihte belki de haksızlığa uğramış tek şehir
yine Mardin'dir çünkü dünyanın 7 harikası
arasında sayılmamış ve böyle bir kültür
mirasının dünya halklarıyla paylaşılmasından
mahrum bırakılmıştır.Geçen bir kaç yılda
UNESCO'ya Yapılan müracaatlar sonucu Mardin
dünyanın üçüncü tarihi şehri ilan edilecekti ki
sanırım bizim yöneticilerin pasifliği bu işe
yetmedi ancak Mardin halkı bilir ki Mardin
dünyanın bir numaralı kültür şehridir ve öyle
kalacaktır.
Mardin nüfus
arttıkça sıkışan evler ve yetmeyince de
katledilen tarihi binalarla yüz yüze kaldı yerel
yöneticilerin oy kaygısıyla olaya müdahale
etmemesi bir çok tarihi binanın harap olması
veya betonarme binalara çevrilmesi ve yahut
beton binalar arasında kaybolmasına sebep
olmuştur.
son
1970'li yıllardan sonra şehrin aşağıya
kaymasıyla biraz rahatlama yaşanmasına rağmen
halkın yoksul olmasından dolayı mecburen yine bu
binalar seyrekte olsa zarar görmüştür .Fakat son
10 yıllık bir dönemde bu binaların çoğuna yakını
koruma altına alınmış ve restorasyon işlemleri
başlamıştır fakat hala koruma altına alınmayan
çok bina bulunmakta dileğimiz bu binaların
tümünün korunmaya alınıp restore edilmesi .
Mardin'in eski kültür dokusuna kavuşmasıdır.
|