İslam (Arapça:الإسلام) (el- islām) tek tanrılı (monoteistik)
ibrahimi bir dindir. S-L-M kökünden türemiştir.
Bu kökün yaygın olarak kabul edilen iki anlamı
vardır. Bunlar: i) barış ve esenlik, ii) boyun
eğmek, itaat etmek ve huzur (Allah'a teslim
olmak)'tır.
İslam dinine göre insan ve alem Allah
tarafından yaratılmıştır. Bu yaratılışın
mahiyeti konusunda farklı mezhepler farklı
görüşler belirtse de, yaratılışın kendisi
Ku'ran'da geçer. Bu noktadan sonra insanın (ki
ilk insanın diğer İbrahimi Dinlerdeki gibi Adem
olduğuna inanılır) doğru bir dine inandığı fakat
şeytanın ve kendi nefsinin hataları sonucu zaman
zaman bu dinden saptığına inanılır. Buna göre en
başından beri insanların inandığı din İslam'dır,
diğer dinler bu dinin dejenere olmuş
formlarıdır, bu dinden sapmalardır. Burada
Musevilik ve Hristiyanlğın özel bir konumu
vardır. Bu dinlerin kendilerine indirilen bir
ilâhî kitap ve gönderilen peygamberden yüz
çevirdiklerine, ilâhî metinleri yıprattıklarına
inanılır. Bununla birlikte ehl-i kitab olarak
anılan Museviler ve Hristiyanlar ile ilişkiler
diğer dinlere (örneğin politeistik inançlara)
göre büyük farklılık arz eder.
İslam'a göre kişinin Allah'ın varlığına ve
birliğine (tek oluşuna), meleklerin varlığına,
ilâhî metinlerin, kitapların gönderildiğine,
peygamberler gönderildiğine (ve bu
peygamberlere), ahiret gününe, hayır ve şerrin
Allah'dan geldiğine, kaza ve kadere inanması
gerekir. Bu kavramlar farklı itikâdî mezheplerce
farklı tanımlanmıştır.
Kur'an'ı Kerim'de İslam'ın tarif edildiği bazı
ayetler
· “Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa
düşmeyin!” diye Nûh’a emrettiğimizi, sana
vahyettiğimizi, İbrâhim’e, Mûsâ’ya ve İsâ’ya
emrettiğimizi size de din kıldık. Fakat senin
kendilerini çağırdığın bu nizam, Allah’a ortak
koşanlara ağır geldi. Allah dilediğini kendine
seçer. İçtenlikle kendine yönelenleri de doğru
yola iletir
İbrahim bunu kendi oğullarına da vasiyet etti,
Yakub da öyle: “Oğullarım! Allah sizin için bu
dini (İslâm’ı) seçti. Siz de ancak müslümanlar
olarak ölün” dedi
Deyin ki: "Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a),
İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına
indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve
İncil) ile bütün diğer peygamberlere
Rab’lerinden verilene iman ettik. Onlardan
hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona
teslim olmuş kimseleriz"
Allah katında din İslamdır
Kur'an İslam dininde Allah vardır diyene
Müslüman , Kalben İman etmiş olana Mümin
sıfatını vermiş. Kelime olarak, Müslüman
"bağlanan", "teslim olan", Mümin "şüphesiz
inanan" anlamına gelir.
"Bedevîler “İman ettik” dediler. De ki: “İman
etmediniz. (Öyle ise, “iman ettik” demeyin.)
“Fakat Müslüman olduk, boyun eğdik” deyin. Henüz
iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah’a ve
Peygamberine itaat ederseniz, yaptıklarınızdan
hiçbir şeyi eksiltmez. Allah çok bağışlayandır,
çok merhamet edendir.”"
İslamda inanç, Allah'ın başka ilah güç kuvvet
tanımamak,Allahın gönderdiği bütün kitaplara ve
suhuflara inanmak,bütün peygamberlere hiç
birisini diğerinden ayırmadan inanmak, yalnızca
Allah'a ait olan sıfatları ve O'na has
özellikleri Allah'dan başkasına -ister melek
olsun, ister peygamber olsun, ister din adamı
olsun, ister kişinin kendisi olsun hiç kimseye-
yakıştırmamak, din sahibi olarak yalnızca
Allah'ı görmek ,Hayır ve şerrin Alahtan
olduğuna,öldükten sonra dirileceğine , bir gün
hesap verileceğine o günün sahibinin Allah
olduğuna inanmak, olarak özetlenebilir.
İman
İslam dinine göre kişinin iflah olması
(kurtuluşa erebilmesi) için îmân etmesi gerekir.
Allah'a Îmân Tevhid, yânî Allah'ın varlığına ve
birliğine inanmaktır. Hz.KURAN
Allah'ın yaratıcı, mülkün sâhibi,
yaratılmışların bütün işlerini yürüten ve
âlemlerde yegâne tasarruf sâhibi olduğuna
inanmaktır. Allah'ın gerçekten ibâdet edilmeyi
hak eden ilâh, onun dışında ibâdet edilen her
şeyin ise batıl olduğuna inanmak. Kuran'da ve
Muhammed'in sünnetinde bildirdiği üzere,en güzel
isimlerin (esma'ul husna) Allah'a ait olduğuna
inanmak.
Melekler'e Îmân Meleklere inanmaktır. Buna
göre: Melekler, Allah'ın yalnız ona ibâdet
etsinler ve onun emirlerini yerine getirsinler
diye yarattığı üstün kullarıdır. Nur'dan
yaratılmışlardır. Allah onlara özel görevler
vermiştir. Büyük Meleklerden Cebrail, Allah'ın
katından peygamberlere vahiy (mesaj/kitap)
indirmekle; Mikail, Doğa olayları ile; İsrafil,
Kıyamet günü ve yeniden diriliş günü sura
üflemekle; ölüm meleği olan Azrail, hayatı sona
erdirmekle görevlidir.
Kitaplara Îmân Allah'ın peygamberlerine içinde
doğru yolu, iyiliği ve kurtuluşu gösteren
kitaplar indirdiğine hepsinin Allah kelamı
olduğuna inanmak.Allahın zatına Ait olan
kitapların aslını,yine kendisinin muhafaza
edeceğine inanmak. Hz.Muhamede indirilen Kuran
Mûsâ peygambere indirilen Tevrat Îsâ peygambere
indirilen İncil. Dâvûd peygambere verilen Zebur.
İbrâhîm peygamberin sahifeleri (Suhuf)...
*Deyin ki: “Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a),
İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına
indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve
İncil) ile bütün diğer peygamberlere
Rab’lerinden verilene iman ettik. Onlardan
hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona
teslim olmuş kimseleriz.”(Bakara suresi)136 -Hz.KURAN
Peygamberlere Îmân Allah'ın peygamberler
gönderdiğine ,İlk peygamber Hz.Adem ile son
Peygamber Hz.Muhammed arasında gelen sayıları
Allah'a malum bütün peygamberlere Aralarında
hiçbir fark gözetmeksizin inanmak.
"Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman
etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri;
Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve
peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler:
“Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden)
ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve
itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama
dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.” (Bakara
suresi285)
Hz.KURAN
Kader'e Îmân Kader'e ,Hayır ve Şer
her işin O'nun iradesi olduğuna inanmak .Hz.KURAN
Allah'ın Ezeli ve Ebedi ilmi ve bilgeliğinin
gereği olarak herşeyin onun bilgisi dahilinde
olduğuna ve huzurundaki “Levh-i Mahfuz” da
yazıldığına inanmaktır. Allah evreni dilemiş ve
yaratmıştır. Onun iradesi ve yaratışı olmadan
olmuş hiçbir şey yoktur. [[Resim:Supplicating
Pilgrim at Masjid Al Haram. Mecca, Saudi Arabia.jpg|thumb|right|250px|Kabe
de Hac ibâdeti, Mescid-i Haram, Mekke,Hac
ibâdeti İslâmın beş ibadet esasından
birisidirAhiret Gününe Îmân Ahiret'e, yânî
âhiret Gününe, inanmak. Hz.KURAN
Ahiret günü; Allah'ın insanları yeniden
diriltip bir arada toplayacağı gündür. O gün
onlar ya nimetleri bol cennet yurduna ya da elem
verici azabın olduğu cehennem yurduna
gireceklerdir.
İbadet
İslam'da ibadetler çok çeşitlidir ve dindeki
durumları farklıdır. İslam'da kişi yaptığı her
ibadet ile sevap kazanırken, şart olmasına
rağmen yapmadığı ibadetler ile günaha girer.
Kur'an'da İnananların yapması emredilen eylemler
farz hükmündedir.
İbadetin İslam akidesinin bir parçasını teşkil
edip etmediği tartışılmıştır. Matüridiyye
mezhebine göre ibadet imanın ve dolayısıyla
akidenin bir parçası değildir; kişinin
ibadetlerini aksatması veya ibadet etmemesi onu
dinden çıkarmaz. Bununla birlikte kişinin
bağlılığının azalabileceği ve imanının daha
hassaslaşacağı (korumasız bir hale geleceği)
benzeri bir fikir de sık sık öne sürülür.
Selefiyye mezhebine göre ibadet imanın bir
parçasıdır ve ibadet etmeyen kişi Mümin (yani
inanan) sayılamaz. Buradan hareketle ibadetin
seviyesine göre kişinin imanının artıp
azalabileceği fikri de ortaya atılmıştır.
Kur'an'da ibadetin imanın bir parçası olduğuna
dair bir ifade yoktur. İbadetin imanın bir
parçası olmadığını savunan alimler ve mezhepler
Kur'an'da geçen Müslüman ve Mümin ayrımına
dikkat çekmişlerdir.
İslâm'ın
İbadet Esasları
İslâm dîninin emrettiği, yapılmasını farz
(gerekli) kıldığı ibâdetlerin bir bütünüdür. .
İslâm dîni Muhammedi şeriatta kutsal kitap olan
Kur'ân-ı Kerim'de farz olarak emredilen her
ibâdet ve eylemin yapılması İnananlar yani
müttakiler için şarttır. Bu nedenle İslâm'ın
amelî temelini dinde bulunan tüm ibâdetleri beşe
indirmek mümkün değildir.Muhammedi şeriatta beş
temel ibâdeti tarzı Bir hadis üzerine şöyle
derlenmiştir
Şehâdet etmek
Namaz kılmak
Oruç tutmak
Zekât vermek
Hacca gitmek
İslam dini mezhepleri
İslam'da farklı kategorilerde farklı mezhepsel
bölünmeler olmuştur. Bu mezheplerden akide
açısından ayrılık gösterenlerden bir kısmı daha
sonraları İslam dini dairesinden tamamen
çıkarak, farklı dinler olarak ortaya
çıkmışlardır; Babilik gibi. Bunun dışında Kur'an
temelli akideden çıkmasına rağmen, farklı bir
din olarak kabul edilmeyen mezhepler vardır. Bu
mezheplerden çoğunun taraftarları ve
kurucularınca İslam'ın yeni bir versiyonu olarak
tanımlandığı olmuştur.
Muhammed Ebu Zehra daha sonra klasikleşen
Mezhepler tarihi adlı kitabında, birçok farklı
İslam tarihçisinin de kabul ettiği şekilde İslam
dini mezheplerini üç kategori altında işler:
siyasî mezhepler, itikadî mezhepler ve fıkhî
mezhepler (yani hukuk mezhepleri). Siyasî
mezhepler kategorisi içerisinde Sünnîlik, Şia ve
Haricîlik mezheplerini barındırır. İtikadî
mezhepler kategorisi diğerlerine oranla daha
geniş olmakla birlikte, bir mezhep olarak
tanımlanabilecek kadar gelişmiş olan 5 mezhep
genelde bu kategoride zikredilir: Mürcie,
Mu'tezile, Eşarîlik, Matürîdilik ve Selefîlik.
Son olarak fıkhî mezhepler Ehl-i Sünnet'in
benimsediği 4 fıkıh mezhebi: Malikîlik,
Hanefîlik, Şafiîlik ve Hanbelîlik ile Şia
tarafından benimsenen Zeydiyye ve Caferiyye gibi
mezhepleri kapsar. Bu ana mezheplerin dışında
gerek bu mezheplerin içinde alt mezhepler ve
gruplar, gerekse bu mezheplerin dışında büyük
küçük çeşitli mezhepler bulunmaktadır. Ayrıca
özellikle Orta Çağ'da yükselişe geçmiş olan
Sufizm de bir mezhep olmasa da bir mezhep olarak
sayılabilecek kadar farklılaşmış bir akide ve
amel yapısı ortaya sunan, çoğunluk tarafından
İslam dairesi içinde sayılsa da zaman zaman
belirli İslam alimleri tarafından İslam dışı
sayılmış, bir dinî ve felsefî akımdır.
Sünnîlik
Dünyâ Müslümanlarının %90'ını sünnîler
oluşturur. İnanç mezhebleri iki tânedir:
Mâturîdî ve Eş'arî. Bu iki mezhebin aralarında
teorik fıkıhta yirmi kadar noktada farklılık
varsa da birbirlerine çok benzerler. Sünnîler,
peygamberleri peygamber olduktan sonra Allâh'ın
lutfu sâyesinde günâhsız hareket ettiklerini,
ondan önce yaptıkları zenblerinse günah
olmadığına inanırlar. Sahâbeleri hayırla
anarlar. Onlara göre peygamberlerden sonra en
hayırlı insan Hz. Ebû Bekir (Ebû Bekr-i Sıddîk),
sonra Hz. Ömer (Umar bin Hattâb), sonra da Hz.
Osman (Uthman bin Affan) ve Hz. Ali'dir (Aliyy
bin Ebî Tâlib). Allâh'ın sıfatlarını
yorumlarlar, ona şekil veren antropomorf
görüşleri red ederler.
Şiîlik
Şiîler, Allah'ın adâletinin onun bir özelliği
olduğuna, peygamberlerin ve onların soyundan
gelen imamların hatâsız ve günâhsızlığına
inanırlar. İslâm peygamberinden sonra gelen bu
imamlar da peygamber gibi imam (lîder) ve
mâsumdurlar, sözleri hadis olarak kitaplara
alınır. Sahâbeler, en fazla sıradan
Müslümanlardır. Onların birçoklarını
benimsemezler ve yererler. Bu yerilen kişiler,
açıkça Hz. Ali taraftârı olmayanların bütünüdür.
Başka bir ifâdeyle Sünnîler için en hayırlı kişi
sayılanlar, pekâlâ Şîiler için kötü kişi
sayılabilir. Hz. Ali'nin çocukları ve imâmette
ikince ve üçüncü imam olan İmam Hasan ve İmam
Hüseyin, Şîada büyük rôl oynar. Bunların dışında
altıncı imam olan İmam Câfer de birçok hadîsin
kaynağı olduğundan çok önemlidir. Şiîler bugün,
genelde inandıkları imam sayılarına göre
gruplandırılırlar.
Alevîler 12.İmam Muhammed Mehdî'nin geleçeğine
inanır.(12 İmamcı Caferi Meshebindedir.)
İsmâilîlere göre imamların sayısı yedidir.
Câferîlerde kaybolan imam, on ikinci imamdır.
Zeydîlere göre imam sayısı sınırlı değildir.
Bugün dahî bir imam çıkabilir. Bütün bu
mezheplere göre sonuncu gelen imam, çocuk yaşta
kaybolmuştur ve kıyâmet kopmadan önce
gelecektir.
Hâricîlik
Hâricîler, Hz. Ali'nin grubundan ayrılarak ne
onu, ne de Hz. Osman'ı halîfe olarak kabul
etmişlerdir. İslâm'ın en radikal gruplarını
oluşturan bu mezhep grubu, kendilerine bağlı
olanlardan Hâricî olmayanları öldürmelerini
îmânın şartı olarak kabul etmiş, bunu
yapmayanları kendilerinden saymamışlardır. En
aşırıları, sâdece kendi mezheplerinden olan
Hâricîleri kabul etmiş, diğer Hâricîlerin de
katlinin farz olduğuna inanmışlardır. Tabiatıyla
kendileri Abbâsiler devrinde öldürülmüşlerdir.
Bugün bu mezhep grubuna bağlı kimseler pek
kalmamıştır.
Dünya'da
Müslümanlar
Yukarıda yüzde 10'dan daha fazla Müslüman'ın
yaşadığı ülkeler şu renklerle belirtilmiştir:
Yeşil: Sünni bölgeler, kırmızı: Şii bölgeler.
Müslümanlar'ın birçoğu Ortadoğu'da, Afrika'nın
ortasında ve kuzeyinde, Asya'nın batısı ve
güneydoğusunda ve Balkanlar'da yaşamaktadır.
Ayrıca Avrupa, Avustralya ve Amerika gibi diğer
kıtalarda göçmen topluluklar halinde on
milyonlarca Müslüman yaşamaktadır.
Türkiye, nüfusunun yaklaşık yüzde 99.9'sinin
[kaynak belirtilmeli] Müslüman olmasıyla, yüzde
oranları bakımından dünyada liderdir. Endonezya
ise sayısal açıdan dünya'nın en kalabalık
Müslüman (200 Milyon) ülkesidir. Hindistan ise
sayısal açıdan dünya'nın en büyük azınlık olarak
Müslümanların (145 Milyon) yaşadığı ülkedir.
Buna göre İslâm dîni, 1,3 Milyar'ı aşkın
inananıyla dünyânın en yaygın ikinci din olma
özelliği taşımaktadır.
Kaynak:wikipedia
|